“… Türkiye'de dini motif mevzuu başlangıcı, 46'lı yıllardan itibaren tahmin edilmeliydi. O dönemde Henry Link'in de ifade ettiği gibi dünya çapında bir dine dönüş oldu. O da zaten Dine Dönüş kitabını yazdı. … Türkiye'nin bundan nasibini alması gayet tabiidir. Türkiye bundan müstağni kalamazdı. …”
"Bu şekilde-sadece takdir ettiğim kimselerin değil-mesela, bütün eserlerini okuduğum halde takdir etmediğim Sartre gibi, Camus gibi kişilerden de, romantizmini beğenmediğim halde okuduğum Balzac’ın Vadideki Zambak’ından da aklımda kalan bazı şeyler olmuştur."
Kalbin Zümrüt Tepeleri’nin gerçekten benim için yazıldığına ikna oldum o gün. Ve şuna da: Eğer benim için yazıldıysa, başkaları için de yazılmıştır. Ama herkes kendi durduğu yerden okuyacak. Kendi tecrübesinin biricikliğiyle…
Sürgün bazen bir harita meselesi değildir; insanın hayatın kenarına çekildiği o sessiz anlarda başlar. Alkış kesildiğinde, yol daraldığında, sesin duyulmadığında… İşte tam orada bazıları susar, bazıları dağılır; bazıları ise sabırla yazmaya devam eder.
Mürşid kitabı, Marifetullah peteklerini öyle bir kitaba örgülemiş ki hayranlık ve ibretle okutuyor kendini... Hal diliyle sonra kal diliyle kalbe dokunan, insan-ı kâmil olma yolculuğu... Nam-ı Celil-i Muhammedi’nin mesajının şehbal açması...