Strasbourg Günlükleri
23.06.2026
Strasbourg seyahatimin ilk günü. 8 gibi ayrıldım evden. Zorlu bir tren yolculuğu olacağı barizdi. Çünkü son bir haftadır dayanılmaz bir sıcak vardı Avrupa’da ve önümüzdeki bir hafta da devam edecekti. Otelde İngiltere’den gelen bir ekiple kalacaktım. Grupta halihazırda tanıdığım iki kişi vardı. Biriyle bir toplantıda denk gelmiştik sadece. Diğeriyle birkaç projede çalışmıştım Risale ve Hizmet Araştırmaları Merkezi’nde. İkisini de yüz yüze ilk defa görecektim. Ekibin kalanını ise ilk defa tanıyacaktım. Bir nevi yabancıydım. Hepsi İngiltere'den geliyordu, aynı uçakla, aynı arabayla, bense Almanya’dan… Elimde otelin adresi ve vardığında ara denilen bir numara vardı sadece.
Lobide karşılaştım ekiple. Tek tek sarıldım, tanıştık. Zaman kaybetmeden odalarımıza geçtik. Yol sonrası bir vakit dinleneceğimizi sanarken telefonum çaldı: Ertesi gün videolarda kullanılabilmesi için konseyin önünde çekim yapılması gerekiyormuş. Hava sıcaktı ve yorgunduk. Ama bu haber rahatsız edici bir talep değil, içimdeki mahcubiyeti giderecek bir müjdeydi bana. Çekim pek vakit almadı. Beraber yemeğe geçtik. Masanın köşesinde, sessizce diğerlerini dinleyen oldum çoğu zaman. Çekingendim ama hayranlıkla dinledim. Nicedir böyle bir sofranın hayalini kuran bir yanım coştu içimde. “Atalarımızdan biri iyice yalnız kalmış olmalı /bize bunca sessizliği öğretebilmek için.” Net bir bağ vardı yalnızlıkla sessizlik arasında. O sofradan uzakta yaşadığım yalnızlık, beni o sofrada sessizliğe itti. Küçücük bir çocuk gibi bekledim sıradaki soru bana sorulacak diye. Soğukkanlı ve kısaca cevapladım, koca bir adam gibi… Sessizlik, kronik dostu insanın.
Oda arkadaşım Burak Abi ile tanışın: Eski Ankara Barosu avukatı. Şimdilerde İngiltere’de çalışıyormuş. Tanıdığım en neşeli hukukçu. Son birkaç senedir Avrupa Konseyi’ne giren birkaç temsilcimizden. Bu seneyse bir yan etkinlik olarak vekillere derdimizi anlatacak. Tecrübeyle sabit, hediyeleşmeyi çok önemsiyor: Kravatını övdüm tramvay durağında; bir çırpıda çıkarıp elime tutuşturdu. Dengi değil belki ama geçen günlerde boyadığım bir ayçiçeği resmi verdim mukabilinde. Sonraki günlerde söylediğine göre Brighton’a gezmeye bile götürmüş resmi.
Friends of Respect buluşmasından sonra geç vakitte eve döndüm. Oda arkadaşım da ayaktaydı. Yarının planının konuştuk biraz. Batman ve Superman kostümleri için ayarlanan kişiler iptal olmuş, son dakika Batman bulunmuş ama Superman hala açıktaydı. Burak Abi hayli kararlıydı: “Superman kostümünü giyerim, ardından Konseye girer işimi hallederim” diyordu. Fazla kilomdan ve sıcak havadan dolayı asla kabul etmeyecek olsam da arkadaşımın halini görünce “Ben yaparım.” derken buldum kendimi. Alanında ehil insanların ehil olmadıkları işler yapması, canımı en çok yakan şeylerdendir hayatta…

24.06.2026
Strasbourg 5. Adalet Buluşması günü. Alana bir saat önceden vardık. Bir enstelasyon çalışması hazırladık konseyin önündeki geniş, yeşil alana. Bir dizi görüntü aldıktan sonra yürüyüş vakti yaklaştı. Benim içinse kostümü giyme zamanıydı. Kameraların çekebilmesi için en öne geçtik. Daha önce deneyimlemediğim, biricik bir atmosferdi: Arkanızda sizinle aynı niyeti güden binlerce insan ve hep bir ağızdan sloganlar…
Süper kahraman rollerini fazla sürdürmedik. Röportaj verdikten sonra çekildik kalabalıktan. Kostümleri çıkardığımız gibi, ben asıl işim olan fotoğrafçılığa döndüm. Çektiğim fotoğrafları ilk fırsatta sosyal medya grubuyla paylaşıyordum. Ve işim gereği sahneden, kalabalığın ardındaki istirahat için kullanılan parka kadar fotoğraflar çektim. Bu sırada nicedir görüşmediğim insanlarla karşılaşma, sarılıp selamlaşma fırsat buldum. Beni buluşmayla alakalı bir hayli motive eden, buluşmadan sonra da etkisini bırakan bir mesele buydu: Avrupa’nın dört bir yanından dostlarla aynı gün, aynı yerde selamlaşmak…
Babamla beraber döndüm Almanya’ya. Sohbet ettik yol boyu. Ne de olsa elimde bir yığın anı ve kısacık bir vakitte edindiğim dostlar vardı. Laf açıldı mı susturamazlardı beni öyle. Sessizliği otel odamda bırakmıştım…


Ben edebiyatçıyım. 5. Strasbourg Adalet Buluşması’nın hukuki etkisi ne olur bilmem. Ancak cemiyet olarak birbirimizi görmeye, tanımaya, gündemleri bir yana koyup sevmeye zaman ayırmaya ihtiyacımız var. 24 Haziran gibi buluşmalara ihtiyacımız var. Allah bizleri firdevs sofrasında buluştursun.
Yorumlar ()