Çağdaş Bir Dervişin Hocaefendice Okunma Çabası
“Hareket, eşyanın yer değiştirmesi değil; insanın kendi kendini değiştirmesidir.” diyen Nurettin Topçu’nun, Muhterem Fethullah Gülen’in düşünce dünyasındaki yeri ayrıdır. Sorbonne Üniversitesi’nde verdiği İsyan Ahlakı tezinden sonra ülkesine dönen Topçu, öğretmenlik yaparken aynı zamanda kendi düşünce dünyasına yönelik yazılar yazdı. Hocaefendi’nin “fikir işçisi” ifadesinin karşılığı olan bu velûd dimağ, sayısız dergide onlarca yazı kaleme aldı.Talebelerinin titiz çalışmalarıyla bu yazılar kitaplaştırıldı.Topçu’nun her bir eseri birkaç cümleyle dahi olsa övgüyü hak ediyor olsa da, bu yazının konusu değildir.
Başlıkta geçen 'Hocaefendice' kelimesi yerine daha uygun bir ifade bulamadık. Zannedersem -çok büyük bir proje olan- Hocaefendi’nin Kütüphanesi (HK) gönüllüleri de bulamadı. Evet, HK gönüllüleri var. Aslında sayısız Hocaefendi sevdalısı olduğu gibi kitap düşkünü dostlarımız da mevcuttur. İşte HK gönüllüleri, bu iki sevda etrafında azim ve sabırla bir çalışmayı sürdürmekteler. Önce Pırlantalar’ı ve HE’yi anlatan eserleri didik didik ettiler. Bu kitaplarda HE’nin bahsettiği kişileri ve eserleri kodladılar. Yetmedi, geçen sene Pırlantalar’ı dört başlık etrafında yeniden analiz ettiler. Bu sene ise HE’nin okuduğu eserleri okuma projesi başlattılar. Belli bir usul ve gönüllülükle ilerleyen bu çalışmalardan maksat, hem kendi düşünce dünyamızı zenginleştirmek –Topçu’nun dediği gibi hareket halinde olmak– hem de HE’nin fikir dünyasında iz sürmek ve geleceğin araştırmacılarına HE’ye dair önemli bilgileri aktarmaktır.
Bizler de birkaç arkadaşla Türkiye’nin Maarif Davası kitabını bu nazarla okumaya başladık. Anadolu’nun temiz evladı olan Topçu’nun bu eserinde mektebe, muallime ve maarifimize dair birçok önemli fikir bulduk. Bu düşünceleri belli ölçüde Hizmet’in pratize etmesi ve benzer konuları HE’nin yazılarında da tespit etmemiz bizleri heyecanlandırdı.
Okumalarımızda “Gençlik, geleceğin tohumudur.” diyen Topçu’nun gençliğe verdiği değerin, HE’de “Bir milletin yükselip alçalması, o millet içindeki genç kuşakların alacakları ruh ve şuura, görecekleri talim ve terbiyeye bağlıdır.” şeklinde tezahür ettiğine şahit olduk. Aynı şekilde “Bize bir insan mektebi lazım.” diyen Topçu’nun bu arzusunun, HE’nin kalp ve kafa izdivacını gerçekleştirmiş, çift kanatlı insanlar yetiştirmesiyle düşünceden aksiyona dönüştüğüne kanaat getirdik. Mektebi adeta mabed kudsiyetinde gören Topçu’nun muallimlere yüklediği sorumlulukların ve bu sorumlulukları yerine getirebilmek için sahip olmaları gereken vasıfların benzerlerinin, HE’nin fikir dünyasında farklı renk ve desenlerde yer aldığını da ifade ettik. Ve buna benzer birçok hususu not ettik; inşallah yayımlamayı düşünüyoruz.
Nurettin Topçu okumak bir hayli zor; ancak HE’nin okuduğu ve belli ölçüde istifade ettiği bu eserlerin Pırlantalar süzgeciyle değerlendirilmesi, durağanlaşan Müslüman aklının harekete geçmesi adına küçük ama önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. İslam dünyasının hâl-i pürmelalinin sebeplerini ararken Topçu’nun, medreselerin ve tekkelerin bir dönemden sonra kendi fonksiyonlarını eda edemediğinden; ruhsuz, taklitçi ve yozlaşmış olmalarından bahsetmesi bize ne kadar da tanıdık geldi. Her makaleyi didik didik ederek okumanın lezzeti ise bambaşkaydı –hâlen devam ediyoruz–.
Topçu, birçok makalesinde kendi düşünce dünyasının fikirlerini adeta dantel gibi örmeyi başarıyor. İsyan Ahlakı’ndan hareket felsefesine, iradenin kavgasından ahlakın nizamına kadar birçok düşüncesinin izlerini görmek mümkün. Muallimleri bilgi aktaran değil 'ruh doktoru' olarak gördüğünü ifade etmesi; onun kavramlara yüklediği derin anlamların üzerinde detaylı çalışmalar yapılmasını hak etmektedir.
Şimdiye kadar yaptığımız okumalar, her şeyiyle mi HE’nin düşünceleriyle örtüşüyordu? Tabii ki hayır. Topçu, teknik okulların bu kadar yüceltilmesine karşı çıkar; aynı şekilde ticarethane olarak gördüğü özel okullara ve kültürel yozlaşmamızdan başka bir amacı olmayan yabancı okullara da karşıdır. Tarikatların yozlaşmasında sebep olarak gösterdiği bazı nedenlerin ayrıca izaha ihtiyacı vardır. Bunun yanında, Topçu’nun “Batı’dan bir şey almaya ihtiyacımız yok” derken Batı’ya herhangi bir şey transfer etme kaygısının da olmaması, HE’nin düşünceleriyle ayrıldığı hususlar arasında değerlendirilebilir. HE’nin Batı ile hesaplaşma adına ortaya koyduğu fikirlerinin yanında –bunun fikir planında olması gerektiğini ifade etmeme gerek yok– medeniyetler arası diyalog sürecinin önemine dair tezlerinin de olduğunu söyleyebiliriz.
“Camus, Sartre gibi Batılı filozofları okuma duygusunu bende Nurettin Topçu ve onun eseri İsyan Ahlakı uyandırdı.” diyen HE’nin, “temel kriterlerimize ters mütalaalarının” da olduğunu ifade ettiği Topçu’nun, böyle bir okumayı hak ettiğini düşünüyoruz. Batı dünyasında eğitim almış, Batı’yı çok iyi bilen ve Batı’nın Hristiyan mistisizminden uzaklaşmasını fecaat olarak değerlendiren Topçu’nun, kendi insanımıza dair tespitleri ve problemlerimize getirdiği çözüm önerilerinin birçoğunun hâlen canlılığını korumasını; onun bir “fikir işçisi” olmasının vasfı olarak görürken maalesef problemlerin çözülmek bir yana daha da derinleşmesini ise aydınlarımızın kıymetinin bilinmemesi olarak yorumladık.
Hocaefendi’nin Kütüphanesi gönüllülerinin yaptığı bu tarz okuma seferberliğine herkesin katılabileceğini ve bu çalışmaların HizmetWiki internet sayfasında yayımlanacağını belirtmek isteriz.
Yeni müzakere arkadaşlarıyla yeni perspektifler kazanabilmek adına yapmanız gereken tek şey, cesaretle ilk adımı atmaktır. Siz de Hocaefendi’nin izinde, fikir dünyamızı zenginleştiren bu çemberlere adım atın. Belki de geleceğin araştırmacılarına bırakacağımız en değerli miras, bugünden başlattığımız bu yolculuk olacak.
Hepinizi bu özel okuma çemberlerine bekliyoruz.
Hocaefendi’nin Kütüphanesi Okuma Seferberliği Projesi
Türkiye'nin Maarif Davası Okuma Ekibi
Yorumlar ()