Sanat düşüncesi; aklın bediî çalışması, müzikteki estetiği görebilmek, bir çiçek gördüğümüzde bundan sevinç duyabilmek ve Yaratan’ın güzelliği içerisinde yaratılanı görebilmektir. Sanatta Sâni’i görmek, kısaca tefekkür etmektir.
İnsan kendi kulluğunu çok ihlaslı bir şekilde yerine getirse bile yine de Allah'a arz ettiği şeyler belirli bir darlık içinde kalır. Namazı cemaatle kılmak son derece önemlidir; bu şekilde O'
Bediüzzaman, Kâbe’yi gördüğü ve perdenin açıldığı manevi bir hâlde, kendisine baktığında tek başına olmadığını, üç daireden oluşan büyük bir cemaatin içinde bulunduğunu görür.
İlmin hazır bir şekilde sunulması, ne yazık ki bilginin zihinlere nakşedilmesinin önüne geçiyor. Bu durumu en güzel açıklayan anlatılardan biri, meşhur kafile ve âlim hikayesidir.
Yaratılanlardan herhangi birini dahi övdüğümüzde, esasen Cenâb-ı Hakk’ı övmüş oluyoruz.
"Elhamdülillah" derken kimi zaman Sana olan hamdin genişliğini içimizde tam anlamıyla duyamayabiliriz. Elbette bunu derinden hissettiğimiz anlar da olur;