Kur’an’ın Sırları Karşısında İnsan - Dlovan Kareem

Kur’an-ı Kerim’i ilk okuduğumuzda Elif Lâm Mîm ifadesi dikkatimizi çekiyor. Ancak anlamını bilmiyoruz. Oysa ki temel husus, manayı bilip bilmemek değildir.

Peygamberimizin zamanında yaşayan insanlar bile bu harflere farklı farklı manalar vermişlerdi. Dikkatlerini çekmiş, anlamaya da çalışmışlardı. Bazen çıkardıkları anlamlarla hakiki manalar birbirini tutmasa bile bu anlamanın ve merakın hep peşinde olmuşlardı.

Sahabelerden de anlayacağımız üzere, insanın mütevazı olması, aczini fark etmesi; ancak buna rağmen hep ilmin peşinde olması çok önemli bir husustur.

Üstadın dediği gibi, merak ilmin hocasıdır. Mütevazı bir şekilde Kur’an’ın karşısında oturmak, Kur’an’ı okumak lazım. O zaman Allah’ın inayet ve keremiyle Kur’an-ı Kerim daha çok kapılar açar.

Tıpkı ayrı bir anlam taşıyarak da ardı ardına geldiğini düşündüğümüz Elif Lâm Mîm suresindeki ayetlerde olduğu gibi, Elif Lâm Mîm’den sonraki ayetin “Bu kitapta hiç şüphe yoktur” şeklinde gelmesi dikkat çekicidir:

“İşte bu, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan Kitap’tır; müttakiler için bir hidayettir.” (Bakara, 2)

Dolayısıyla Kur’an’ın ilk ayetlerinden de anlaşılacağı gibi, Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğu ve hiçbir şüphe bulunmadığı bilinciyle okunması gerekmektedir.

Hz. Ebû Bekir’den de nakledilen rivayetlere göre: “Şüphesiz her kitabın bir sırrı vardır. Bu Kur’an’ın sırrı da surelerin başlangıçlarıdır.” (Hurûf-ı Mukattaa)

İbn Abbas’a göre ise bu sır Elif, “ene”; Lâm, “Allah”; Mîm “âlem” olarak izah edilmiştir.