Kur'ân'da Tasrif Üslubu - Tuba Yüksel

Kur'ân'da Tasrif Üslubu - Tuba Yüksel

Tasrif, "sarraf" kökünden gelir ve bir şeyi evirip çevirerek değişik şekillere koymak demektir.

Kur'ân'ın bir üslubu olarak tasrif, Elmalılı'nın ifadesiyle: "…aynı anlayışın, aynı haberin, aynı müşahedenin bir bediî sanat ile şekilden şekle, sûretten sûrete, nazımdan nazma, çeşitli ve pek çok âyetlerle anlatılması…"dir.

Yenilenme Cehdi kitabında Hocaefendi, tasrif üslubunun irşat ve tebliğ bağlamında kullanılmasını öğütlüyor. Bu, Kur'ânî bir üsluptur. Kur'ân, bir hakikati farklı renklerde ve desenlerde sürekli olarak anlatarak insanlarda bıkkınlığın, usanmanın olmasına engel olur.

"…Kur’ân’ın hakikatleri de muhatabın durumuna, yer aldığı sûrenin genel atmosferine ve öncesine-sonrasına göre farklı şekillerde seslendirilmektedir; bazen bir meltem gibi ruhları okşamakta, bazen de yıldırım ve gök gürültüsü olup kalplere ürperti salmaktadır."

Tekrarın hikmetlerinden biri de aynı kıssayı bir kere daha okuyan ve dinleyen insanların bıkkınlık hissetmemelerini sağlamaktır.

Kur'ân-ı Kerîm bundan şu şekilde bahsediyor: "Biz bu Kur’ân’da, insanlar için her türlü misal ve öğüdü, farklı üslûplarla tekrar tekrar ifade ettik." (İsrâ, 17:89)

Hocamız sunumunun devamında Hz. Âdem kıssası üzerinden tasrif âdâbını ortaya koyuyor.

Bu noktada Mekkî ve Medenî sûrelerdeki bağlamlar arasındaki fark dikkat çekiyor:

Mekkî anlatımda kıssa; tevhit, kibir, şeytanın düşmanlığı ve ahiret ekseninde, inkâr eden muhataba yönelik bir uyarı olarak işlenirken; Medenî anlatımda kıssa, mümin cemaate ve Ehl-i Kitab'a hitap eden, hilafet, hukuk ve toplum düzeniyle ilişkilendirilen bir çerçevede yer alıyor. Bu ayrımın anlamı ise muhataplar ve temel meselelerin farklılığıyla açıklanabilir.