Endülüs'e Keşif Yolculuğu
Günümüzde dünya, mesafelerin anlamını büyük ölçüde yitirdiği küçük bir köye dönüştü. Bir zamanlar hayal bile edilemeyen uzaklıklar, artık birkaç saatlik yolculuklarla aşılabiliyor. Dün erişilmesi güç görülen diyarlar, bugün hem maddî imkânların genişlemesi hem de ulaşımın kolaylaşması sayesinde adeta yanı başımıza kadar yaklaşmış durumda. Böyle bir çağda insan, sadece mekânlar arasında değil; zamanlar, medeniyetler ve hatıralar arasında da yolculuk yapma imkânı buluyor.
İşte ben de geçtiğimiz haftalarda, Respect Graduate School’un düzenlediği bir Endülüs yolculuğuna katıldım. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen, sayıları otuz beşi bulan Endülüs sevdalısı bir grupla çıktığımız bu seyahat, sıradan bir gezi olmanın çok ötesine geçti. Her biri alanında yetkin, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim almış, kültür birikimi yüksek insanların oluşturduğu bu topluluk, yolculuğu adeta ilim ve tefekkür meclisine dönüştürdü. Dört gün süren bu seyahat, bereketiyle neredeyse bir yıllık bir eğitim sürecine denk düşecek kadar zengin ve yoğun geçti.
Bir yolculuğu asıl anlamlı kılan, gidilen yerler kadar o yerlerin ruhunu dile getiren rehberlerdir. Taşların dilini çözen, duvarların hafızasını konuşturan, mekânların arkasındaki fikrî ve kültürel derinliği fark ettiren rehberler. Bu bakımdan gezimizin en büyük kazancı, güçlü hafızası ve engin kültürüyle Fatih Kumaş Bey ile Endülüs üzerine önemli çalışmaları bulunan kıymetli bilim insanı Dr. Salim Aydüz’ün bizlere eşlik etmesiydi. Her adımda, her yapıda, her sokakta, tarih, felsefe ve kültür iç içe geçerek zihnimizde yeni ufuklar açtı. Geçmiş ile bugün arasında kurulan bu köprü, sadece bilgi değil, aynı zamanda bir idrak kazandırdı.
Üstelik bu ilmî yolculuk, yalnızca gezi mekânlarıyla sınırlı kalmadı. Şehirlerarası iki-üç saatlik yolculuklar, adeta birer açık hava amfisine dönüştü. Katılımcıların derinlikli soruları ve Fatih Kumaş Bey’in geniş perspektiften verdiği doyurucu cevaplar, insanın zihninde yeni pencereler açan bir ilim şölenine dönüştü. Sanki karşınızda, her soruya en ince detayına kadar cevap veren canlı bir kütüphane vardı.
Böylesi organizasyonların perde arkasında büyük bir emek ve incelik yatar. Onlarca insanı bir araya getirmek, zamanı kusursuz yönetmek, programı aksatmadan yürütmek kolay değildir. Ancak Respect’in temsilcileri Gülbin Hanım ve Senem Hanım, bu zor işi sabır, teenni ve içten bir nezaketle yerine getirdiler. Dört gün boyunca gösterdikleri gayret, yolculuğun huzur ve ahenk içinde geçmesini sağladı.
Her yolculuk gibi bu gezi de başladığı gibi ansızın sona erdi. Fakat bu ayrılık, sıradan bir vedadan çok daha fazlasını taşıyordu. Sanki yıllardır birbirini tanıyan insanların, derin bir dostluğun ardından vedalaşması gibiydi. Yüzlerde bir hüzün, bakışlarda yeniden buluşma ümidi vardı. Herkesin zihninde aynı soru dolaşıyordu: Acaba bir sonraki buluşma hangi coğrafyada, hangi hatıraların izinde gerçekleşecekti?
Peki Endülüs’te ne gördük? Bunu kelimelere sığdırmak gerçekten zor. Endülüs, sadece gezilen bir coğrafya değil, hissedilen, içselleştirilen ve insanın ruhunda iz bırakan bir medeniyet tecrübesidir. Bu sebeple, oraya gitmeden önce o toprakları anlatan eserlerden birkaçını okumak, yolculuğun anlamını katbekat artıracaktır. Çünkü görmek güzeldir fakat anlamak, idrak etmek ve hissederek gezmek bambaşka bir derinlik kazandırır.
Endülüs… Anlatılmaz, yaşanır. Tavsiye ederim.
Yorumlar ()