> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://blog.hizmetwiki.com/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# Dr. Ali Ünsal – Neohariciler ve Kur’an Müslümanlığı
- URL: https://blog.hizmetwiki.com/dr-ali-unsal-neohariciler-ve-kuran-muslumanlg/
- Published: 2026-10-10T22:59:48.000Z
- Updated: 2026-10-10T22:59:48.000Z
- Description: Hariciliğin fikrî kökleri, Peygamber Efendimiz (sav) dönemine kadar uzanmaktadır. Huneyn ganimetlerinin dağıtıldığı sırada bir şahıs, Peygamber Efendimiz’e gelerek “Adaletli ol ya Muhammed.” demiştir. Efendimiz (sav) ise “Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur?” şeklinde...
- Author: Okur-Yazarlık Kulübü
- Tags: #Import 2026-10-10 18:23

Hariciliğin fikrî kökleri, Peygamber Efendimiz (sav) dönemine kadar uzanmaktadır. Huneyn ganimetlerinin dağıtıldığı sırada bir şahıs, Peygamber Efendimiz’e gelerek “Adaletli ol ya Muhammed.” demiştir. Efendimiz (sav) ise “Ben adaletli olmazsam kim adaletli olur?” şeklinde karşılık vermiştir. Bu şahsın tavrı, İslam’ın temel esaslarını ve Kur’an’ın hükümlerini en açık şekilde temsil eden Peygamber Efendimiz’e karşı ciddi bir saygısızlık niteliğindedir.

Bu şahıs oradan ayrıldıktan sonra Peygamber Efendimiz (sav), onun soyundan gelecek bir topluluktan söz ederek onların Kur’an okuyacaklarını ancak Kur’an’ın gırtlaklarından aşağıya inmeyeceğini, insanların onların ibadetlerini gördüklerinde kendi ibadetlerini küçümseyeceklerini, fakat onların dinden okun avını delip geçmesi gibi hızla çıkacaklarını ifade etmiştir.

Bu zihniyet özellikle Hz. Ali (ra) döneminde belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Sıffin Savaşı sonrasında gerçekleşen tahkim meselesinde Haricîler, “Hüküm ancak Allah’ındır.” diyerek Hz. Ali’nin insanları hakem tayin etmesini eleştirmişlerdir. Bu anlayış zamanla Hz. Ali’ye karşı çıkmalarına ve ondan ayrılmalarına yol açmıştır. “Hurûc” ettikleri için bu grup Haricîler olarak isimlendirilmiştir.

Haricîler daha sonra Hz. Ali’yi tekfir etmiş ve onun öldürülmesine yönelik bir suikast gerçekleştirmişlerdir. Bu suikastı gerçekleştiren kişi, Haricîlerden Abdurrahman bin Mülcem’dir. İbn Mülcem, Hz. Ali’ye suikast düzenlemiş ve Hz. Ali bu saldırı sonucunda şehit olmuştur.

Haricî zihniyetin en belirgin özelliklerinden biri, görünürdeki yoğun dindarlık ile iç dünyadaki sığlık arasındaki büyük tezattır. Derinlikten yoksun kuru bir taassup, zamanla çevresindeki Müslümanları küçümsemeye, kendileri gibi düşünmeyenleri tekfir etmeye ve masum insanların kanını dökmeye kadar varabilmiştir.

Haricîler sahabe döneminde ortaya çıkmışlardır. Ancak dinin derinliklerini, Kur’an ve sünnetin maksatlarını ve İslam’ın ruhunu kavrama konusunda ciddi bir sığlık sergilemişlerdir. Bu nedenle sahabe içerisindeki fakih ve ilim sahibi kimselerin hiçbiri bu zihniyete iştirak etmemiştir.

Neoharicilik ise Haricîliğin fiziksel olarak ortadan kalkmasına rağmen, bu zihniyeti günümüze taşıyan bazı grupların ortaya çıkmasını ifade etmektedir. Bu gruplar her ne kadar klasik Haricîler kadar radikal olmasalar da fikir ve zihniyet bakımından benzer yaklaşımları devam ettirmektedirler. Şekilcilikten öteye geçemeyen bu anlayış, tasavvufu dahi şirk olarak ilan edebilmiştir.

İslam ve terör kavramlarını yan yana getiren bu tür yaklaşımlar, yaklaşık 1,5 milyar Müslümanı tek ve karanlık bir imajla özdeşleştirmiştir. Bu süreçte Müslümanlar hem terörün mağduru olmuş hem de haksız ithamlarla karşı karşıya kalan bir grup olarak iki kez mağdur edilmiştir.

Bu zihniyetin bir kısmı silahlı yöntemlere başvurmaz; ancak farklı biçimlerde ortaya çıkan bu yaklaşımın daha az zararlı olmadığı ileri sürülmektedir. Bunlardan biri, adı her ne kadar tartışmalı olsa da “siyasal İslamcılık” şeklinde ifade edilen yaklaşımlardır. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı farklı coğrafyalarda benzer uygulamalar görülmüştür.

Bu gruplar kendilerini kapsayıcı olarak görseler de zaman zaman kendilerini diğer grupların üzerinde konumlandırmış ve diğerlerini ikincil unsurlar olarak değerlendirmişlerdir. “Umumun selameti” adına bireyi, grubu hatta bütün bir cemaati feda edebilecek bir anlayış ortaya çıkabilmektedir.

Bu yaklaşımın verdiği zararın silahlı versiyonundan aşağı kalmayacağı ileri sürülmektedir. Yolsuzluk, rüşvet, maddi ve manevi erozyon, halkı kamplaştırma ve kendisi gibi düşünmeyen hareketleri iftiralarla itibarsızlaştırma gibi sonuçlar bu zihniyetin ortaya çıkarabileceği sorunlar arasında sayılmaktadır.

Bu da adı konulmamış bir Haricîlik zihniyetidir.

Hocamız bir de Kur’an Müslümanlığı konusuna değiniyor. Bu da maalesef çok tehlikeli bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Masum bir öze dönüş gibi görünse de aslında Peygamberimiz olmadan pratik bir Müslümanlık yaşamak mümkün değildir ve bizzat Kur’an ona bu misyonu yüklemektedir.

Sadece Kur’an’ı esas aldığını söyleyenler de kendi içerisinde bir çelişki yaşamaktadır. Sadelik doğruluğun garantisi değildir, bir fikrin herkesin anlayacağı kolay ve akılcı ortaya konulması doğru olduğunun garantisi değildir. 1400 yıllık ilim geleneği raslantı değildir. Birileri birilerini tekfir ediyorsa kolayca, ordan uzak durmak lazım.